Berkan Akpınar

Berkan Akpınar
@Bebop
Milli Mücadele'nin aynı zamanda İngiliz ve diğer İtilaf Devletleri'yle de bir savaş olduğu sonradan uydurulmuştur. Yanında (Almanya gibi güçlü bir devlet başta olmak üzere) İttifak Devletleri varken yenik düşen imparatorluğun bir başına bunların tamamıyla başa çıkması o günün koşullarında mümkün değildi. Dolayısıyla "yedi düvelle savaşı" bir efsanedir. Zaten emperyalistler Anadolu'ya yerleşmek niyetiyle girmediler ve savaşmadan çekildiler. Çekilirken de Fransızlar Türklere, Yunanlılara karşı kullanacakları silahları sattılar. "Bazı Fransız subayların kurtuluş ordusu saflarında savaştığı rivayet edilir." İtalyanlar da kendi bölgelerindeki silah depolarını açarak, Kuvayı Milliye'ye yardım ediyorlardı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eğer bir ülke, dünyayı yeniden paylaşmak isteyen taraflardan birinin yanında bu savaşa katılıyorsa, herhalde amaç paylaşımdan pay koparmaktır. Emperyalist paylaşım savaşına katılan bir devletin anti-emperyalist bir ulusal kurtuluş savaşı vermesi mümkün müdür? Resmi tarihçiler ve resmi ideoloji üreticileri bu "açmaz" ın farkında oldukları için, olayların tahlilini Yunanlıların İzmir'e çıkışıyla başlatıyorlar.
Her tarihsel dönemde ve her toplumsal formasyonda, belirli bilgilere sahip olanlar "ayrıcalıklı" bir konumda bulunurlar. Toplumsal işlevleri karşılığında maddi, siyasal ve ideolojik olarak ödüllendirilirler. İlkel kabilede büyücü, firavunun rüya yorumcusu, günümüzün diplomalıları vb. ait oldukları toplumsal formasyonların sosyolojik anlamda aydınlarıdırlar. Aydını olmayan toplum olmadığı gibi, aydınların meşrulaştırıcı toplumsal işlevleri ve siyasal iktidar karşısındaki konumları da bir üretim tarzından diğerine değişir. Bu farklılık meşrulaştırma işlevinin tarihsel süreç içimde aldığı biçimle doğrudan ilgilidir. İlkel, köleci, Asyatik, feodal, kapitalist, tekelci devlet kapitalizmi, bürokratik "sosyalist" toplumsal formasyonlarda aydınların işlevi ve siyasal iktidar karşısındaki konumları farklıdır.
Bir toplumsal formasyonun başarısı düne göre bugün neye sahip olduğuyla değil; fakat karşı karşıya olduğu sorunları çözebilme yeteneğiyle ölçülür.
Siyaset
Eskiden sessizliğe mahkum ettiğimiz insanları bugün "konuşmaya" mahkum ediyoruz. Doğal olarak "farklı" şeyler söylüyor, ancak bu işi gündemi belirleyen "farklılığa" uygun bir şekilde yapıyoruz, tıpkı eskiden aklın gündemi belirlemesi gibi. Bunda şaşıracak bir şey yok, çünkü düzende bir değişiklik yok. Aklın emperyalizminden sonra sıra farklılığın neo-emperyalizmine geldi.
Sayfa 181·Kitabı okudu