Kitap boyunca bir siyonistin dava aşkını, çalışma azmini okumuş oldum. Ben Yehuda aslında kilit noktayı bulmuş; İbranice tarihin gömülü sayfalarından tekrar çıkartılıp diriltilirse bu Yahudilerin kurtuluşu olabilirdi..
İnandığı bu düşünce uğruna tüm hayatını şekillendirmiş eşini, çocuklarını bu amaç uğruna yetiştirmişti. İlk başta herkese gereksiz ve gülünç gelen bu düşünce sonradan milyarlarca destekçi bulacaktı.
Yeri geldi eşini, çocuklarını kaybetti, insanlar fikirlerini önemsemedi, dalga geçti, kendisi bu çalışmalarını yaparken aynı zamanda tüberküloz hastalığı ile mücadeledeydi.
Ancak ben yehudaya baktığımız zaman büyük bir inanç, istikrarlı çalışma ve aktarım görüyoruz.
Küçük kitlelerden başlayarak ibraniceyi okullara, üniversitelere, sokaklara taşımayı başarmış ve hayatının son zamanlarında çok saygıdeğer bir insan haline gelmeyi başarmıştı.
Düşmanı iyi tanımak gerek. Düşmana baktığımız zaman tembel boş duran birini görmüyoruz. Aksine donanımlı, azimli, istikrarlı ve çalışkan birini görüyoruz.
Müslümanların en büyük sıkıntılarından biride bu zaten çalışma Azmi yok, tembel yorgun insanlar haline geldik.
Bir yahudinin çalışma masasına
"Gün kısa, yapılacak işler ise çok!" Yazısını asarak kendini motive etmesi bize ibret olmalı.
Hayatı oldukça zor ve yoğun geçmiş ama ideallerine de ulaşmayı başarmış. Şuan ki yahudilerin bu duruma gelmesi ben Yehudanin çalışmalarından kaynaklanıyor.
Bir dili dirilterek bir toplumu diriltmeyi başarmış.
Biz Müslümanların bu kitaptan çıkarması gereken çok dersi var. Allah hepimize dava şuuru ve bilinci nasip etsin...