Kitabı okumaya başladığımda sıkıcı buldum. Elimden bırakmayı bile düşündüm. Sayfa 72'den sonra, Kürk Mantolu Madonna nın hikayesine başlandığı sayfa yanlış hatırlamıyorsam, kitabı elimden bırakamaz hale geldim. Bence kitap bir bize özgü bir aşk hikayesini ayrıntılı ve yine bize özgü bir tarzda anlatmayı başarmış. Naçizane fikrim budur.
Kendini insanlardan tamamiyle soyutlayarak dogaya yonelmis bir gezginin, bitki bilimcinin hikayesi. Kendi ic dunyasinda kendi gercekleriyle yasayan, riyakarliklardan bikip, salt gercekligin pesine dusen, ve bunu sadece doganin kendisinde ve cocuklarda bulan yazarin, modern zamanlarin en buyuk sorunu olan yalnizlikla bas etme seklini anlatan oykusu.
Bu sayfalar, düşlemlerimin ancak düzensiz bir anı defteri olacak.
Onlarda kendimden çok söz edilecek, çünkü yalnızlık içinde düşünen bir adam, doğal olarak kendisiyle uğraşır.
Livaneli, kendi de o evrelerden geçtiğinden mütevellit; süreci doğruca yansıtmış; ve 'dünya küçüktür' söyleminin nasıl da hayat içinde vuku bulduğunu bize aktarmış.
Yazar ile birlikte bir de kitabın içinde gerçek kahramanının yazıları da var ve bu oldukça objektif bir bakış açısı sağlıyor.
Oysa şimdi bir kediyim ben: Uzak,denetimli, soğukkanlı ve güçlü bir kedi. Eski Mısır’da, Beni Hassan’da yapılmış üç yüz bin kedi mumyasından biriyim: Onlar kadar soğuk, onlar kadar güçlü ve mağrur.
Kelimeler'de okuyucuya büyülü bir dünyanın kapılarını aralarken, bir yandan da yaşamın farklı alanlarına açtığı pencerelerle, öykü sanatının baş döndürücü varisi konumuna yükseliyor.
Kelimeleri takip et..