Ben hep aynı hikayeyi yazmak istiyorum, baştan bir daha, bir daha, bir daha, bir daha yazmak istiyorum, onun gerçekliğine ait parçalar görünebilir olana kadar, ardında gizlenenler sızmaya başlayıncaya kadar onu delmek istiyorum. Ve bu kitapla beraber neden okumayı sevdiğimi de anlıyorum. Beni yaralamayı başarabilenler kitaplar oluyo ve bundan zevk alıyorum. Daha açık bi tabirle bu kitap ağzıma sıçtı.
Hayatın akışını bi şekilde değiştirmek isterdim. Bence bu kadar drama ve acıya gerek yok. Son sayfasına kadar devam etme gücünü bulan Lucas ve Claustan birisi olduğumu biliyorum. Tren iyi bir fikir değil.
Sayfa 424te ki “tam o saniyede sırlar dünyasıyla gerçek dünya arasındaki duvarın yıkılıverdiğini hissettim. Portredeki kızların bize dönüştüğünü, bizim de o kızlara dönüştüğümüzü. “ alıntı beni çok başka yerden vurdu. Hep ayrılmak için can attığım bir yerden ayrılmaya zorlanıp bana iyi gelen bir yere gitmeye hevesimin olmadığı bi dönemdeydim sanırım hatırlattı bazı şeyleri. Güzel olan şeyleri hatırlar gibi oldum bu alıntı sayesinde. Ve yine bir kitabı tam zamanında okumuşum hissiyatı geldi.
Şimdiye kadar okuduğum en gerçekçi anıydı Nazlı Eray’la yeni tanışmış olsam da hayatıma hızlı dahil etmeye çabaladığım bir zamandayım Bu hafta 5 6 farklı sahaf gezdim ve olan tüm Nazlı Eray kitaplarını sordum mesela Art arda okuyabileceğim 5 kitabı daha var elimde ve bundan dolayı da sanki evimde bir yıllık bakliyatım mevcutmuş gibi hissediyorum Son uğradığım sahaftaki abi Nazlı Erayın iki sokak ötede sürekli çay içtiği bir pastane olduğunu söyledi okul zamanlarında Nazlı Eray üniversite koridorlarında gezerken eski kocası Metin And’la karşılaşırmış ve yanındakilere yine geldi sevimsiz adam yüzünü görmeye tahammülüm yok gibi şeyler söylermiş Bunları öğrendiğim gün bu kitabın 200 küsürüncü sayfalarındaydım ve ben daha boşandığını okuyamadan çok gerçekçi bir şekilde spoiler yemiş olmuştum Tabi yalan yok biliyordum zaten boşandığını ama bilmeseydim çok tatlı olurdu sanırım Oh kurtulmuş şu lanet adamdan şükürler olsun diyeceğime eminim İyi geldi Nazlı Eray’dan bir şeyler okumak yaşadığı sokaklarda bulunmak ve tanışma ihtimalinde olmak
Daha önce kötü hissettiğim dönemlerde bir kitaba denk gelip o kitabın bana çok iyi geldiği olmuştu ama hiç bunun tam tersini yaşamamıştım. İyi hissettiğim bir dönemde bu kitap bana iyi geldi. Üstelik birde doğup büyüdüğüm yerleri anlatması ve daha önce onca kitabın arasında bile belki bir iki kez denk geldiğim şehrimin adını kitap boyunca sık sık duymam. Olayın geçtiği yerler, sokaklar, bina adları bana o kadar tanıdıktı ki acaba dedim Bartın sokaklarında gerçektende hayal kadınlar geziyor olabilir mi Beyza. Gece 4 gibi taşhanı bir ziyarete mi gitsem? Kitabın bitmesine iki sayfa kala bu kitabın ilk sayfalarının gölbaşında yazıldığını da öğrenmiş oldum. Yaklaşık bir senedir farklı bir hayat kurmaya çalıştığım yerde. Bütün bunların dışında okumuş olanlar garipsiycek ama çok gerçekçi geldi bana kitap. Ne kadar çılgınca ve cezbedici bir dünya olsa da o kadar yalansız ve gerçek geldi ki:)))))) Ayrıca Gece’yi tanıyorum. Tam da Gee gibi olan hatta direkt Gece olan bir dostum var. Bana aynı cümleler kuran. Dostum olan ve aynı şekilde belirip kaybolan, aynı şekilde bir hayat süren.. Belki kitapta ona rastlamak da daha çok sevdirdi bu kitabı bana. Nazlı Eray’la tanışmak annemle tanışmış olmaktan daha çok tatmin etti beni. Sabırsızlandım şimdiden diğer yazdıklarını okumaya.