Patasana, insanın içindeki karanlığın bazen savaşlardan, bazen tanrılardan, bazen de kendi vicdanından daha eski olduğunu anlatan ürpertici bir roman. Ahmet Ümit burada yalnızca bir polisiye ya da tarihsel kurgu yazmıyor; medeniyetin ince cilasını kazıyıp altındaki ilkel vahşeti gösteriyor. Mezopotamya’nın kadim taşları arasında dolaşırken aslında modern insanın çürümüş ruhuna bakıyorsunuz.
Roman boyunca geçmiş ile bugün iç içe geçerken şu düşünce insanın içine saplanıyor: İnsan değişmiyor, sadece zulmün biçimi değişiyor. Bir zamanlar tapınaklarda kurban edilenler, bugün ideolojiler uğruna harcanıyor. Ve “Patasana”, tarihin sandığımız kadar geride olmadığını tokat gibi hissettiriyor.
Kitabı bitirdiğinizde olayları değil, içinizde bıraktığı uğursuz sessizliği hatırlıyorsunuz. Çünkü bu romanın asıl faili bir kişi değil; insanlığın kendisi.