Begorella

Begorella
@Begorella
Kıvırcık okur ( daima )
Begorella blog yazarı, Radyo konusmacısı " öğrendiklerimin anlatıcısı öğreneceklerimin dinleyicisi.
Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde bir şeyler olmalı; hayal edemeyeceğimiz bir şeyler...
samsun
çorum, 3 Mart
386 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
"Hep söylediğim gibi, problemli çocuklar yoktur; problemli ebeveynler, problemli öğretmenler, çok problemli toplumlar ve çok problemli okullar vardır. Çocuğu "problemli" diye işaret ederek psikoterapiste getiren yahut gönderen kim ise problemin kaynağı da başta o, sonra, hiç sorgulamadan ona inanan kişilerdir."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzunca bir süredir benim aslında olmam gereken ben olmadığımı en çok çocuğumla aramdaki ilişkiden anlıyordum. Bir gün çocuğumun poposuna vurdum. Çok pişman olmuştum. Oğlumun gözlerinde kendi çocuk gözlerimi ve kırgınlığı görünce hemen o gün ailece bir psikoterapiste gittik. Psikoterapistin sorularına bir anne olarak tüm içtenliğimle, dürüstçe cevap verdim. "Oğlumuz biraz gergin, mutsuz'' dedim. "Evde kim mutsuz ve gergin peki?" dedi. Hiç tereddütsüz "Ben!" dedim. Yanıma sadece bir ayna alarak çıktığım yolculuğum ondan sonra başladı. Çok anne, istemeden ve aniden çocuğuna kötü davranmasının sebebinin aktarımlar ve kendi çocukluk birikimlerinin neticesi olduğunu keşfedemeden, isterlerse, bu sebeple yüzleşirlerse de düzelebileceklerini bilmeden yaşıyor. Artık kendi hikayemin kahramanıyım. Oğlum da kendi hikayesinin kahramanı olacak.
"Ben bunu yapacak insan değilim. Bu çocuk sabrımı taşırdı, beni bu hale getirdi. Suç çocukta!" diye düşünür ve herkes de bu düşünceyi destekler. Halbuki, kendisi de bir anne olan psikolog Tuğba Korkmaz'ın de￾diği gibi, 'Anne olunca, insanın bütün travmaları, kompleksleri, zaafları, geçmiş kırıklıkları ayna gibi karşısına çıkıyor."
"Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bebeğin -fiziksel ihtiyaçları eksiksiz karşılandığı halde- ölme ihtimalinin yüzde yüze yakın olduğunu bugün biliyoruz ve bu tekrar tekrar düşünmemiz gereken, korkunç bir gerçek. "
"Evet, çocuğuma karşı hata yaptım;' diyen anneyle "Sen benim ne çektiğimi biliyor musun?diyen " anne olunca anlarsın!" diyerek hatasını meşrulaştıran ve sorunu kendinde değil, çocukta gören annenin ve o anneyi haklı bulan toplumun çocuğa yaklaşımında çok büyük fark olacaktır. Halbuki zayıf olan, korunmaya ihtiyacı olan, anne değil, çocuktur. Annenin çektiği hiçbir eziyet çocuğa herhangi türde bir zarar vermesini meşru, mazur kılamaz, hafıfletici neden sayılamaz. Bir şeyin çocuğa zarar verdiği açıksa, anne olduktan sonra o şeyi yapma/ma/nın ne kadar zor olduğunu fark ederseniz edin, gerekçeniz ne olursa olsun, o şey hala çocuk için zararlıdır ve önemli olan gerçek de budur. Unutmayalım ki çocuklarımız bizi doğurmadılar, hatta doğmayı da bizden onlar talep etmediler; onları istek ve iradeleri dışında dünyaya getiren bizleriz. Bir yetişkinin çocuk sahibi olmama iradesi ve özgürlüğü vardır. Bu iradeyi kullanmayan yetişkin, doğmuş çocuğun her türlü ihtiyacını karşılamakla mükelleftir. Doğduğunda başkalarının eline insan kadar muhtaç birikinci canlı türü bilmiyoruz ve yazık ki çocuk fiziksel bakım kadar duygusal bakıma da muhtaçtır. "