Atatürk’ü anlatırken insani özelliklerine de girmek gerekir. Kendisi bu açılardan da bilinmesi gereken bir liderdir. Yakınındaki insanların ifadeleri, bize onun gündelik hayattaki özellikleri hakkında fikir veriyor. Küstahlığa rastlayana kadar mütevazıydı; nazikti, görgülüydü. İbadetine bağlı biri değildi ama ibadet edenlere hürmeti vardı. Kız kardeşi, Çanakkale şehitlerinin ruhuna, her yıl dönümünde mutlaka Kur’an okuttuğunu anlatıyor. Kendisi de Kur’an okur, iyi okunmasını istermiş. Ramazan ayı ya da kandil geceleri gibi özel zamanlarda ihtimamlı olduğu, ibadet edenlere kolaylık sağladığı, Köşk’e içki ve saz ekibi sokmadığı biliniyor. Müsrif, aşırı tüketici değildi; hesaplıydı. Alkolle ilişkisi uç noktalara gitmezdi, kamu önünde sarhoş olduğu görülmemiştir. Yalnız kahve ve sigaraya aşırı düşkündü. Türk yemeklerini severdi, Batı mutfağıyla pek arası yoktu. Türkçeyi son derece güzel kullanırdı. Küfretmezdi; en fazla “inatçı katır” dediği anlatılır. İltifat etmeyi, bilhassa kadınlara güzel sözler söylemeyi severdi. Ama iğneli konuşmalarda da ustaydı.Çok açık ki iyi bir hatiptir. Sözel yeteneklerinin yanı sıra, spora önem verirdi. Ata biner, yüzerdi; iyi de dans ederdi. Vücudunu doğru kullanmayı bilirdi; bunu, fotoğraflardaki duruşundan da anlıyoruz. O fotoğraflarda dikkatimizi çeken bir diğer husus da hem iyi giyindiği hem de giydiklerini iyi taşıdığıdır. Gençlik çağlarından beri üniforma giymeye alışmış askerler, sivil kıyafetleri taşımayı çok iyi beceremezler. Atatürk’ün böyle bir sorunu olmadığı, aksine bu konuda yetenekli olduğu açıktır.
Tüm bu özellikler bir yana, Atatürk’ü bir başka tarifle de anabiliriz. Kendisi kelimenin tam anlamıyla karizmatiktir. “Karizma” kavramı Türkçede yaygın kullanılıyor ama bazen de yanlış kullanılıyor. Karizma, orijini itibariyle