" Hayatta her şey bazen bir çorap söküğü gibi ardı ardına gelir ve insanı belli bir rotaya yöneltirdi, hatta bazen hiç aklına bile getirmediği bir rotaya. "
SABAHA KADAR
Dünya o kadar büyük ki;
Bir noktayım ortasında, ne yapsam.
Bazan da o kadar küçülüyor ki dünya,
Devrilecek sanıyorum, kımıldarsam.
Hayat o kadar uzun ki,
Öyle bitmez geliyor ki bir an..
Bir de bakıyorum, o kadar kısalıyor ki;
Ne çıkar, diyorum, bir hayattan.
Saadet o kadar lâzım ki yaşayana;
Billâhi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.
Ben o kadar önemli kişiyim ki,
O kadar iyiyim ki aklım ve düşüncelerimle.
O kadar da fenayım ki ben
Delice niyetlerimle.
Gece; ne kadar karanlık ve sessizsin..
Öyle kaplayorsun ki evleri, yolları, denizleri.
Hem o kadar aydınlık ve seslisin ki;
Çılgınca coşturuyorsun bizleri.
Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;
Öylesine süslü, öylesine saadesin ki..
Sen o kadar güzelsin ki sabah,
O kadar güzelsin ki.
VAR
Deniz nerede pırıl pırıl,
Nerede yolculuklar, yollar..
Orada adımlarım var.
Gemiler midir giden, dumanlarıyla,
Trenler midir gelen, insanlarıyla..
Orada gözlerim var.
Sayısız yeşil rengi yapraklar mı verir..
Tadları, mevyaları, gıdaları
Ağaçlar mı verir, topraklar mı verir..
Orada ağızlarım var.
Renk renk, biçim biçim açan çiçekler mi..
İlkyaz dolu bahçeler mi..
Ses kaynayan geceler mi..
Orada duyularım var.
Nerede kuşlar, orada kulaklarım.
Nerede taşlar, topraklar, ellerim orada.
Nerede sevilecek vücud ve kadınlar,
Orada kollarım, dudaklarım var.