“Bir küçük votka yuvarladım, tekmil damarlarımı dolaşıyor şimdi. Gocuğa filan gerek yok. Derdimi unutmuş yürüyorum. Sapasağlam adamım! Neyim eksik? Kürksüz de geçinir giderim. Aklıma bile gelmezdi de zaten, kadın üzülecek. Bir de insanın gücüne gidiyor: O kadar çalış didin, sonra böyle atlatsınlar seni. Ama görürler bundan sonra, parasını getirmeyenin, kafasındaki şapkayı çıkarıp alacağım, Tanrı biliyor ya, alacağım. Böyle şey mi olur? Yirmişer kapiklerle oyalıyorlar insanı! Yirmi kapiği ben ne yapayım! Ancak kafa çekebilirim oncacık parayla. Zor durumdayım, diyor. Sen zor durumdasın da ben değil miyim? Senin en azından evin var, hayvanın var, her şeyin var, benimse halim belli; sen ekmeğini kendin pişirip yiyorsun, ben satın alıyorum. Nereden bulursan bul, haftada üç rubleyi ekmeğe sayacaksın. Şimdi eve vardığımda yine ekmek bitmiş olacak, yine bir buçuk ruble vereceğim. Ödeyin benim paramı kardeşim.”