Begum konuksever

Begum konuksever
@Begulatte
Kenevirden nasıl urgan yapıldığını bilir misiniz? İlk olarak liflerden incecik iplikler eğirilir. Büküle büküle ince ipliğe, sonra ince iplikler de eğirilerek kalın iplere, halatlara dönüştürülür ve birkaç ince halattan büyük okyanus gemilerinin bağlandığı kalın urganlar yapılır. Bizim işimiz de öyle. Düzensiz, dağınık, iyi niyetli çabaları birleştirebilir, iki milyon insanımız için büyük bir aydınlatıcı güç haline getirebiliriz.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Reklam
Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kâğıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda bir Aydın değil, Aydın çamurusunuz.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Yalnız kalmadan hakiki mutluluğu bulmak mümkün değildi. Gökten düşen melek muhtemelen, diğer meleklerin henüz tatmadığı o yalnızlık duygusunu arzuladıgı için Tanrı’ya ihanet etmişti.
Öfkeli bir halde, “İçimizden hangisi deli acaba? Yolcuları hiçbir şeyle rahatsız etmemeye gayret eden ben mi, yoksa buradaki en zeki ve ilgi çekici kişi olduğunu düşünen, bu yüzden etrafındaki hiç kimseye huzur vermeyen bu egoist mi?” diye düşünüyordu.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Hayır. Diğer acılar gibi soğuğu da hissetmemek mümkün. Marcus Aurelius,” Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir” demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin ya da sadece düşünen, kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı küçümsemesiyle ayrılır. Bu kişi her zaman halinden memnundur ve hiçbir şeye şaşırmaz.
Reklam