Çağlar’ın bilgeliğini sağır kaldığımızı ve kendimize anlamlı mutluluğu bulma fırsatı vermediğimizi öne sürer şimdilerde daha zayıf daha ince bir mutluluğa razı olduk der ve bunu sadece zevkin tadını çıkarma olarak tarif eder.
Bunun için biraz salim zamana, salim kafaya ve salim bir gönüle ihtiyaç var... O olmadığı zaman kaybolup gidersiniz! Zaten pragmatik Kapitalizm salim kafalı olunmasını istemediği için size hiç boş vakit bırakmaz. Bırakmaz, çünkü bırakırsa siz kendinize gelir, bir şeylere ayılmaya başlarsınız. Bu sebeple size o salim vakit bırakmamaya çalışır ve bütün toplumun içgüdülerine hitap ederek var olmaya çalışır. Tüketim böyle bir şey.
" Eğitmekle alçak, adi birisi güzel bir insan olamadığı gibi, kötü demirden de iyi bir kılıç yapılamaz. Bir yere aynı yağmur yağdığı halde bağda lale yetişir, mezbelelikte çer çöp ve diken."
Hayatta sahip olmadıklarıma, sahip olduklarım kadar şükrediyorum. Paylaşmak zorunda olduğum o küçücük odalar, küçükken hoşlanmadığım ama yıllar sonra kıymetini anladığım değerli öğretmenler gibi. Ve bugün kendilerine ait konforlu odalarında, çabasızca sahip oldukları onca oyuncağa ve eşyaya rağmen tatminsiz olan çocukları görünce üzülüyorum. Mutsuzlukları, her şeye parmaklarını şıklatarak sahip olmalarının bir yan etkisi olabilir. Hayattaki zorluklara karşı ortaya koyduğun her çaba bir gün mutlaka meyvesini veriyor. Gün geliyor geçmişin "of" ları "iyi ki" lere dönüşüyor.