Günlerin çarmıhında ayrılıkları saydım,
bir hançer sapladım nevrozlu bir sevgiye;
kan bile damlamadı, yürüyüp gittim.
Yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim.
Şimdi daha büyük bir tehlikenin içindeydik. Ruslar bir başkasını yok etme uğraşındaydılar; İngilizler bizi bırakmış görünüyorlardı; dağlarımız karla dolmuştu, Türkler saldırı hazırlığı içindeydi ve “Cihad Ruhu” müslümanlar arasında bir kez daha yoğunluk kazanmıştı.