Bazen sevmek, sahip olmak değil; en çok da 'durmayı' bilmekmiş. Kendi sesimin gürültüsünden, karşındakinin sükunet ihtiyacını duyamayacak kadar sağırlaşmışım. Bir kalbe 'hissizleşme' dedirtmek, aslında o kalbin en saf yerinden vurulduğunun kanıtıymış.
Geç öğrendim; darlamanın sevgi, baskının ilgi olmadığını... Şimdi vicdanımın o ağır yüküyle bir köşeye çekiliyorum. Kelimelerin bittiği, sadece eylemlerin (veya sessizce beklemenin) konuştuğu o 'sabır' mevsimindeyim.
Kitaplardaki o vakur kahramanlar gibi; sevdiğinin huzuru için kendi varlığından bile vazgeçebilmeyi öğreniyorum. Söz verdim; artık sadece sessizliğimle oradayım. Çünkü bazen en büyük aşk, 'ben buradayım' diye bağırmak değil, 'sen huzurlu ol diye ben susuyorum' diyebilmekmiş."