"Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet, o cehennem?
(...)
Kim senin yasalarını çiğnemedi ki söyle,
Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle,
Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödetirsen,
Seninle benim aramda, ne fark kalır ki söyle!(...)
Nerdesin? Sana baş kaldırmışım işte;
Karanlık içindeyim, ışığın nerde?
Cenneti ibadetle kazanacaksam
Senin ne cömertliğin kalır bu işte!
(...)
Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?
(...)
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?"
"Kocaman yepyeni bir dünya görüyoruz : Ruhları semanın yedinci katlarında kanat çırpan ve saf güzelliğinin tapınıcıları olduklarını öne sürerek maddi hayata burun kıvıranların küçük gördükleri, birbirimizi sınırsızca sevebileceğimiz , asil heveslerimizi, isteklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir dünya bu! Varsıl da yoksul da kalmadığı zaman, açlar ağızlarının suyu akarak tokları izlemediği zaman, insanların doğuştan getirdikleri o doğal, gerçek kardeşlik duygusu yeniden gelişebilir..."