Korku cezadan çok daha kötüdür, çünkü ceza bellidir, korku ise belirsizdir.
İster ağır ister hafif ceza hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o bitmek bilmeyen gerilimin korkunçluğu kadar kötü değildir.
Milli mücadele yıllarını, İzmirin işgalini ve tabii tüm Anadolu'daki hürriyet gayretini en iyi anlatan kitaptır benim için. Okurken kendimi o yıllarda o sokaklarda mücadelenin içinde hissettim. Bir bakıyorsunuz İzmir de İngiliz askerinin süngüsünün ucundasınız, bir bakıyorsunuz köylerde efelerle Kuvayı Milliye içine asker topluyorsunuz.
Tek bir ilde sabit kalınmamış. Kitap; İzmir, İstanbul, Kastamonu ve Anadolu'nun çoğu bölgesinde ki mücadeleyi sırasıyla anlatıyor. Türk halkı ve azınlıklar arasında çıkan gerginliği de iliklerime kadar hissettirdi yazar.
Kitaptan ve yazardan ayrı olarak. Okudukça o yılları günümüzle kıyas etmekten kendimi alamadım. Malumun ilanı günümüzde üç adımda beş mülteciye denk geliyoruz. Birde bunların İstanbul'da, Taksim'de bayraklarını açıp ortalığı ayaklandırdığını görünce korkmuyor değilim. Umarım Türkiye Cumhuriyetinin ileriki yıllarında tarih tekerrür etmez, bizde günümüzün rumlarıyla itişmek zorunda kalmayız.