Kitaba başlarken uzun bir önsöz bizi karşılıyor. Sıkılmadan okumanızı tavsiye ederim kitabın yazılış amacını anlıyor ve kitaba geçmeden fikir ediniyorsunuz.
Hiçbir suçlunun idam cezasına çarptırılmaması gerektiği savunan düşüncesini ve bir idam mahkumunun idam edileceği güne kadar iç dünyasında olanları bize aktarıyor.
Kitap sizi de biraz düşündürüyor; suçu ne olursa olsun gerçekten hiçbir insan ölümü hak etmez mi? En ağır suçu işlemiş olsa dahi yaşamalı mı? Onları eğitip değiştirebilir miyiz?
Etraflarındaki kalabalıkla arabadakiler arasında korkunç bir diyalog başlamıştı; bir yandan hakaretler, diğer yandan meydan okumalar duyuluyor, her iki tarafta birbirlerine küfürler ediyordu; ama yüzbaşının bir işareti üzerine arabadalardaki omuzların, kafaların üzerine rastgele inip kalkan sopa darbelerinin toplumsal sükûnet adı verilen 'düzeni' yeniden tesis ettiğini gördüm. Gözleri öfkeyle dolan bu sefiller dizlerinin üzerindeki yumruklarını sıkıyorlardı.
Zindancının yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur. Ama devam ediliyor. Toplumun intikamını alması, cezalandırması gerekiyor. Ne biri ne diğeri. İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı' nın işidir.