Eskiden halk en azından hayatın son anında havadaki dinî esintinin en katı yürekleri bile yumuşatacağına, bir mahkûmun tövbekâr olacağına, toplum bir dünyayı kapatırken dinin yeni bir dünyanın kapısını açacağına, her ruhta Tanrı inancı olduğuna, darağacının sadece gökle dünya arasındaki bir sınır teşkil ettiğine inanırdı.
Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir “Ah!” diyerek düşüp ölebilendir.