Neyzen Tevfik'i, ilk kez bir sinemaya götürmüşlerdi. Sinemada bir Tarzan filmi oynuyordu. Tarzan, bir avcı gurubuyla Afrika'ya gelmiş olan bir İngiliz kızını, vahşilerin elinden kurtarıyor ve sonunda ingiliz kızıyla sevişiyordu.
Sinemadan çıkışta, Neyzen'e film hakkındaki düşüncesini sormuşlardı.
Neyzen,
- Bir kez daha anladım ki, her kurtarıcı sonunda kurtardığını mutlaka beceriyor, demişti.
Ve partilerin hiçbiri, "Hukukun üstünlüğü; yasaların sade yönetilenler için değil, yönetenler için de geçerli olması; ve saydamlık" ilkelerinden yana değildiler...
Sadece iktidarlara ait avantaları ele geçirmekten yanaydılar.
Ya Köyceğiz'in şalvarlı, güleç yüzlü, sevecen, şişmanca köylü kadınları... Ne olduğundan fazla görünme efelenmesi var onlarda; ne de yarım aydın kompleksinin, yersiz bilgiçlik taslama zorlanması...
Şu bizim Ankara egemenleri, ne kadar da çok eziyet ettiler ozanlara, yazarlara, sanat ve düşünce insanlarına...
Ne istediler ki Suat Derviş'ten, Ruhi Su'dan, Hasan İzzet Dinamo' dan, Aziz Nesin'den, Sabahattin Ali'den, Rıfat Ilgaz'dan?