İNSAN BİR BÜTÜN DEĞİL, SÜREKLİ GERİLİM ÜRETEN BİR ÇOKLUKTUR
İnsan tek bir iradenin değil, birçok iradenin taşıyıcısıdır.
Aynı anda hem güvenlik ister hem özgürlük. Hem ait olmak ister hem bağımsız kalmak. Hem haz ister hem saygı. Hem bugünü yaşamak ister hem geleceğini korumak.
Bu yüzden insanın içinde uzlaşmaz arzular, çelişkili benlikler ve birbirini sınırlayan, birbirinin gerçekleşmesini imkansız hale getiren eğilimler vardır.
İnsan bir bütün değil, sürekli gerilim üreten bir çokluktur.
Karakter ise bu gerilimi ortadan kaldırmak değil; ona bir düzen vermek demektir.
Karakter, insanın içindeki çelişkili güçleri belirli bir hiyerarşi içinde örgütleyerek benliğini işlevsel hale getirme biçimidir.
Ya da şöyle tarif edelim:
İnsan doğası birlik değil çoğulluktur.
Karakter ise bu çoğulluğun içinden bir yön, bir öncelikler sistemi ve bir hiyerarşi çıkararak benliği eyleyebilir hale getiren örgütlenme biçimidir.
-İki dinden hangisinin gerçek olduğunu bilmek istiyorsun ama ikisi de değil! Bir din ne doğrudur ne de yanlış, din bir yaşama biçimi önerisinde bulunur sadece.
-Eğer doğrusu yoksa onlara nasıl saygı duyabilirim?
-Eğer yalnızca gerçeğe saygı duyarsan, saygı gösterecek fazla bir şeyin kalmaz. 2+2=4,saygı duyacağın tek şey bu olur. Bunun dışında hayat hep belirsizdir: duygular, normlar, değerler, seçimler... hepsi kırılgan ve değişken yapılardır. İçinde hiç matematik yoktur. Saygı, doğrulanmış olana değil, yol gösterene duyulur.