İnsan, görmeyi beklediği görüntünün ortaya çıkacağı dönemece ulaşmak için uzun uzun yürür, oraya vardığındaysa, manzara hep titreşir. Bu titreşim, yürüyenin bedeninde tekrar eder kendini.
Akort edilmiş iki tel gibi titreşip duran, birbirlerinin titreşiminden beslenen iki mevcudiyetin ahengi, sonsuz kez baştan tanışmak gibidir.
Bengi Dönüş, bu iki olumlamanın tekrarının sürekli bir döngü içinde açıldıkça açılması, mevcudiyetlerin titreşiminin döngüsel dönüşümüdür.
Yürüyenin, manzaranın hareketsizliği karşısındaki hareketsizliği... sonsuz değiş tokuş döngüselliğinin doğmasını sağlayan, bu müşterek mevcudiyetin yoğunluğudur.
Yani ben her zaman buradaydım, yarın da bu manzarayı seyrediyor olacağım.