Meryem Kahyaoğlu

Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2023 32. kitabı
"Ne yani gerçekten Komünist kitabı mı okuyacaksın? Ne gerek var, kafan karışır. (...)" gibi şeyler söyleyen dostlarıma sevgilerimle... Bana hayatımda ilk defa bazı kitapları okumanın cesaret gerektirdiğini öğrettiniz. (: Ama asıl üzücü olan bundan asırlar önce (1848) yazılmış bir kitapta günümüzün sorunlarına rastlamak. Bazı yerlerini okurken daha gelişmiş bir çağda yaşayabilecekken hala aynı sorunlarla savaşım veren bir çağda yaşıyor olmak üzdü. Bkz. sayfa 38 "Sınırlı düşünce açıklama özgürlüğü, eşitlik kuralına da aykırıdır. Ancak her düşüncenin açıklanmasına eşit olanak sağlanırsa, diyalog kuralı da geçerli olabilir. Belirli düşüncelerin açıklanmasına sınır konursa, demokrasi 'kısmici' bir görüşle sistemleştirilmiş olur..." Yine bkz. sayfa 63 "Daha önce de gördüğümüz gibi, bugüne kadar ki bütün toplum biçimleri, ezen ve ezilen sınıflar arasındaki çelişkiye dayanır. Ne var ki, bir sınıfı ezebilmek için, hiç değilse kölece yaşayışını sürdürebileceği belirli koşulları sağlamak gerekir..." Kitabı "Bütün ülkelerin işçileri, Birleşin!" diye çağrışım yaparak bitirmişler. Komünizmin bütün fikirleri olmasa da emekçilerin savunulması bence gayet güzel. Fakat dünyada eşitliğin sağlanması ne yazık ki olanaksızdır. Ve son olarak Karl Marx'ın mezar taşında yazan şu düşündürücü cümleyi bırakıyorum. "Şimdiye kadar filozoflar yalnızca dünyayı çeşitli biçimlerde açıklamakla yetinmişlerdir; oysa asıl sorun, dünyayı değiştirmektir."
Kitap Alıntısı
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
"Oldukça basit şeylerden söz ediyordu Jonathan; uçmak bir martının en doğal hakkı, özgürlük onun doğasında var ve bu özgürlüğü engelleyecek ne varsa ; gelenekler, batıl inançlar ya da herhangi bir şekildeki sınırlamalar, tümü bir kenara bırakılmalıdır. 'Bu , sürünün yasası bile olsa bir kenara bırakılmalı mı?' Diye bir ses yükseldi kalabalıktan. 'En doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır, ' dedi Jonathan. 'Başka hiçbir şey değil. '....." . Öyle bir zamanda aldım ki onu elime , kelimenin tam anlamıyla bir iç çatışma, bir buhran... Çok düşündüm, gerçekten özgürlük nedir? Her istediğini, istediğin anda ve istediğin kadar yapabilmek mi? Gerçekten bunu başarabilen var mı? Mesela gecenin bir vakti çıkmak mı özgürlük yoksa çıkabileceğini bilmek mi asıl özgür hissettiren? Her istediğimi yaptığımda içimdeki bu çatışmadan kurtulabilir miyim? Yoksa hep bi koca "KEŞKE" yle mi yaşar dururum..? Çok güzel bi cevap buldum da kendime. Bence özgürlük düşünmektir! Hissetmektir! İstemek, çalışmak, okumak... Ucu bucağı olmayan koca özgürlük. Özgürlük sevmek, beni sevmek! En çok ağladığımda, en çok mutluyken, en heyecanlıyken, en pişmanken, canım yanarken... sayamadığım pek çok anda bana destek olan hep benim ve beni sevmek, beni kabullenmek bana özgür hissettiren en güzel duygu. Albert Camus bu konuda benden daha farklı düşünüyor ama; "Isınmadan ve yiyecekten yoksun olan bir insan için özgürlük; hiçte acelesi olmayan bir lükstür." Ve son olarak "nereye gidersek gidelim, içimizde kendimizle verdiğimiz savaş hep bizimle gelecektir." Bu en zor savaşlardan en az hasarla çıkabilmek ümidiyle...
Kitap Alıntısı
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,3bin okunma