Ne olursa olun gerçekleri sonsuza dek saklayamazdınız. Gerçekleri sorup soruşturarak ya da işkence ederek öğrenmeleri kaçınılmazdı. Fakat amacınız hayatta kalmak değil de, insan kalabilmekse, başınıza gelenlerin ne önemi vardı?
Hislerinizi asla değiştiremezlerdi. Bırakın onları, hislerinizi değiştirmeye sizin bile gücünüz yetmezdi. Yaptıklarınızın, söylediklerinizin ya da düşündüklerinizin en ince ayrıntısını bile öğrenebilirlerdi fakat gizemlerini sizin bile çözemediğiniz kalbinizin derinlikleri hiç kimseye geçit vermezdi.
...Söylediklerinin ya da yaptıklarının bir önemi yok ki; duygular daha önemlidir. Seni sevmeme engel olmayı başardıkları takdirde sana kelimenin tam anlamıyla ihanet etmiş olurum.
"... Düşünceler yerini kelimelere bıraktıktan sonra kelimeler de eyleme dönüşmüştü. Son adım, Sevgi Bakanlığın'ında atılacaktı. Sevgi. Winston durumu kabullenmişti. Başlangıçlar, sonun habercisiydi. Bu korkutucu bir durumdu; ölümün eşigine gelmekten ya da günlerinin sayılı olduğunu bilmekten farksızdı..."