“Bir gün gardiyan hapse gireli beş ay olduğunu söylediğinde ona inandım ama söylediğini kavrayamadım. Benim için hücremde akıp giden hep aynı gündü,hep aynı işi yapıp duruyordum.”
“Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette,fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.”
“Yine bir süre sustuktan sonra tuhaf biri olduğumu,beni hiç şüphesiz bu yüzden sevdiğini ama belki günün birinde,yine aynı sebepten ötürü benden nefret edeceğini mırıldandı.”