Dışarıdan gelecek bir tesire sade Garp için değil Şark için de kapalıydık. İskolastik tahsile dini tesirlere rağmen Arap tesirleri imparatorluğa girmemişti. Kaldı ki edebiyatımıza üç asır örnek olan İran bile bizden daha ayrı ve uzak telakki edilmeğe başlanmıştı. İmparatorluk İklim-i Rum idi. Milli olmadığı yerde mahalli kalmak biricik düsturu idi.
Tanpınar'ın bir metafor aracı olarak sıklıkla "kadın güzelliği" ve "kadın sevmeyi" kullanması ruhumu okşuyor. Bir kadın olarak ona hayran kalıyorum.
Kara Çelebizade Aziz Efendinin Bursa'da bir çok çeşme yaptırmasının altında yatan manayı bu metaforlar üzerinden anlatmış olması az şey midir?
Evliya Çelebi, Bursa çeşmelerinden uzun uzadıya bahsederken sonra sözü "Velhasıl Bursa sudan ibarettir" diyerek bitirir. Canım Evliya! Sade bu iki cümlen için benim hafızamda adın Bursa ile birleşiyor. Sen Bursa'nın şiirini tadanların başında gelirsin ve bir gün senin ruhunu şad etmek istersek Bursa çeşmelerinden birine senin adını veririz ve sen onun ağzından bu güzel şehrin zaman içinde geçirdiği macerayı bize bir su damlası kadar saf ruhunla nakledersin.
İnsanlar çalışırken ne kadar mesut oluyorlar! Yaratmanın hızı, onları içlerinde kavrayıp kurduğu zaman bu ölüm makinesi ne kadar güzel, ne temiz ahenkle işliyor! Sonra insanoğlu mesut olunca bütün varlık nasıl değişiyor, ölüme kadar her şey nasıl sevimli, can yakın oluyor, hiç bir şey kendi alın teri kadar bir insanı tatmin edemez. Çalışan insan kendi varlığında hüküm süren bir ahengi bütün kainata nakleder. Hayatın biricik nizamı bu ahengin kendisi olmalıdır. Böyle olunca her şey değişir, peşinde koştuğumuz muvazeneyi buluruz.