İç dünyamızın bütünlüğünü, değişkenliğin cıva gibi akışkan olmasına ve oluşan çatlakları bir usta gibi anında onarabilme yeteneğine borçluyuz. Ve bu ustalık kendi varlığından ne denli habersizse , o denli güçlüdür .
İnsanlığın en büyük hastalığı kendini kemiren illetlerin cidden tedavisine başvurmaktan çok daima tehlikeyi hakiki derecesinden aşağı göstermeye çalışmak hastalığıdır.
Her hazanda birbiri üzerine dökülen ağaç yaprakları gibi insanlar da birbiri ardına toprağa yatarak yok oluyor. Bu değişmez , umumi bir kanun … Niçin endişe etmeli ? Şu dünyada erilen başka ne var? Hayat yalan. Ölüm hakikat …