Melankoli
Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.
Anlıyamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.
Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.
Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir...
Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli...
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.
SABAHATTİN ALİ
Bütün hayatım güzel geçti, çünkü beni bugüne getirdi.* Bu söz de, insanın kendi emeğine gösterdiği saygıyı, kendini sevme güzelliğini, başka hayatlarla kurduğu ilişkinin büyüklüğü nü, dünyadaki yerinin biricikliğini bize duyumsatan büyülü, dingin bir hayat bilgisi bulurum. Belki de sessizce kendime bir pay çıkarırım. Bazen tuhaf bir kederle, en başa gidebil seydim, derim. Sonra gölgeli bir gülümsemeyle, yaptıklarımı daha büyük bir hazla bir daha yapardım, der susarım.
Öyle bir hiza buldu ki kendine, o güzelim, biricik hikayesi, önce tuhaf bir can sıkıntısına, sonra da yalnızlık korkusu ile herkesten yapılmış bir yalana döndü.