Ben dünyaya gözlerimi ilk açtığımda,
sadece sımsıcak bir kucak bulmadım;
güvenli bir yuva buldum, bir vatan gördüm.
Sevgi, şefkat, merhamet dolu bir yüz gördüm.
O annemdi.
Çocukken onu sadece anne sanırdım.
Meğer evimizin çatısıymış.
Kışa karşı duvarı,
karanlığa karşı kandili,
yokluğa karşı bereketiymiş.
Bir evde saatler bile
annenin ritmine göre çalışırmış.
O kalkınca sabah olur,
o sofrayı kurunca bereket gelir,
o pencereyi açınca eve güneş dolarmış.
Biz çocukken fark etmezdik.
Suyun bardakta hazır oluşunu,
ekmeğin sofrada bekleyişini,
ütülenmiş kıyafetleri,
toparlanmış odaları
hayatın doğal düzeni sanırdık.
Meğer bütün o düzenin görünmeyen adı:
anneymiş.
Bir ağacın kökü gibiydi.
Kimse kökü görmezdi,
ama bütün dallar onunla ayakta dururdu.