Baba'lara gelince...
Yüzyılların imbiğinden süzülen, bu topraklara ait atasözü der ki, barışta oğullar babalarını gömer, savaşta babalar oğullarını.
Savaştadır Türkiye...
İhanetle, kinle, cehaletle savaşta.
Cumhuriyet ilkögretim Okulu'nda ögrenci.
Bir konferans düzenlendi bu okulda.
Sivil savunma konferansı.
Konusu "deprem olursa, neler yapmalıyız" falan.
Koca koca uzmanlar gelmiş.
Çocuklar soracak.
Uzmanlar cevaplayacak, doğruları öğretecek.
Amaç bu.
Ümmügül parmağını kaldırıyor, soruyor:
"Deprem olursa, fakirleri de kurtarırlar mı?"
Öyle hemen bir alt satıra geçmek yok.
Bir daha okuyalm:
"Deprem olursa, fakirleri de kurtarırlar mı?"
KUŞ RESİMLERİ
gök bitti
hırkama yapıştırılmış kuş resimleri
çocukluğumu bir kitap gibi
kapatmışlar anne
akmıyor artık o nehir
ağır
ve nazenin.
çıkınında ne kır çiçekleri var
ne de börtü böcek sesi
güneşle arama
bu kent girdiğinden beri
gülümsemek
yaprakları hışırdatmıyor
gelinciklere
ve meleklere göz kırpmıyor
güneşli çimenlerden uzak
çok uzak
asansör içinde yaşamakla
rüyaların bile
künhü kalmadı
kaf dağına giden samanyolu yandı
birgün
bu kentten kaçıp
SİMURG
Kaf Dağı'nda yaşadığı varsayılan uzun boylu, tüyleri renkli, yüzü insan yüzüne benzeyen, çok yükseklerde uçan, yere konmayan, adı var kendi yok bir kuştur. Otuz kuş büyüklüğünde, otuz renkli ve otuz kuşun alâmetini taşıdığı için "Otuz kuş, otuz renk" anlamına gelen "sî-murg, si-reng" adı verilmiştir. Boynu çok uzun olduğundan "boynu pek uzun ma'nâsına ge- len "Ankaa" da denir. İran kahramanlarından Rüstem'in dadılığını yapmıştır. Bulunduğu yerdeki kuşları avlayıp batıya uçtuğu için "Anka-yı Muğrîb" de denir. Hayvanları, hatta çocukları da kapıp yemeye başlayınca soyu yıldırımla yok edilmiştir.
Edebiyatta kanaat sahiplerinden kinaye olarak "Ankaa- meşreb, Ankaa-tabi'at" tabirleri kullanılır. Zümrüdüankaa sözü "Simurg-ı Ankaa" dan muharref olmalıdır. Süfilerce beden Kaf Dağı'dır, rûh simurg'dur. Maddenin her biçimi kabul etme kabiliyetine de denir.
Tasavvufda Tanrı tecellisine ulaşan Kutb'a da bu ad verilmiştir.