Giriş cümlesi ile boğazınızda bir yumru oluşturacak bu kitap. “Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”
Kitabın en başında sonu ölümle biten bir hikayeyi okuyacağımızı biliyoruz aslında. Yazarın samimi dili sizi kitabın içine çekiyor hemen. Hani bazı kitaplarda özellikle çeviri kitaplarda anlatılan hüzün, acı tam olarak size geçmez ya açıkçası bu kitaba başlamadan bu hisse kapılacağımı düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Yazarın anlattığı baba bizim babalarımızdan biri çünkü. Sevgisini göstermeyen, açıkça söyleyemeyen babalardan. Bu yüzden kitabı okurken sık sık empati yapıp yazar gibi hissediyorsunuz.
Ben kitabı gayet sevdim okunması gereken bir kitap fakat son zamanlarda sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan “kitap kurtlarının” dediği gibi “babasını ya da bir yakınını kaybeden kimse alıp okumasın çok etkilenir,mahvolur” düşüncelerine katılmıyorum. Okuru derinden sarsacak bir yönü yok sadece o ince sızıyı yüreğinizde hissedeceğinizi düşünüyorum.
Kitabın kapağını ve ismini çok beğendiğim için alıp okumak istedim. Bir de filmi sürekli karşıma çıkıyordu bu yüzden merak uyandırmıştı bende. Kitap yorumlarına falan hiç bakmadan sipariş verdim. Elime ulaştığında ilk şoku sayfa sayısında yaşadım bu kadar ince beklemiyordum. Her neyse hazır incecik bir saatte okur bitiririm dedim ama nerdee. Kitap akmıyor bir kere durup durup ne anlatıyor bu şimdi dedim. Ayrıca yazarın dilini de sevmedim. Benim edebi eserden beklediğim bir dil değil kesinlikle. Zor da olsa bitirdim (kitabı yarım bırakmak hiç huyum olmadığından). Birkaç güzel cümle dışında bir şey bulamadım ben bu kitaptan. Kapağını ve ismini hâlâ çok seviyorum o ayrı konu. Sanırım bir daha kapağa aldanıp alışveriş yapmayacam bu bana ders oldu.
Kitabi okurken kaleminiz bir dakika bile elinizden düşmez zira çok fazla altını çizeceğiniz cümleler olacaktır. Ağıtçı kadının yaşamını okumayan çok şey kaçırmış demektir. Bir solukta okuduğum ve bitince de keşke bu kadar erken bitirmeseydim diye hayıflandığım bir kitap oldu kendisi.
yazar Sabahattin Ali olunca tabii ki okumadan önce eşsiz bir eser okuyacaginizi tahmin ediyorsunuz. Nitekim kitabin sonunda da haklı çıkıyorsunuz. O kadar güçlü bir anlatım tarzı var ki roman boyunca kendimi kahramanların yani başında hissettim.
Hani bitti diye üzüldüğünüz kitaplar vardır ya işte o kitaplardan biri de Hakkâri'de Bir Mevsim. Kitabi bitirdikten sonra filmini de izlerseniz ayrıca güzel olur. Kisacasi okuyun, okutun...