Olduğumda başka bir adamım sanki, yemekten sonra başka. Keyfim yerindeyse, hava da güzelse kötü kişi değilim, ama bir şey canımı yakmasın, asık suratlı, ters, yanına yaklaşılmaz bir adam olurum. Aynı atın yürüyüşü bir rahat gelir bana, bir rahatsız; aynı yolu bir uzun bulurum, bir kısa; aynı biçim bir hoşuma gider, bir gitmez. Bir gün her işe yatkınım, bir başka gün hiçbir şey gelmez elimden. Bugün sevindiğim şeye yarı üzülebilirim. İçimde durmadan değişen, bir yerlere sığamayan bir sürü duygu. Kara kara düşünceler, derken bir öfke; ağlamaklı bir haldeyken, birdenbire taşkın bir sevinç.
Cynna'ya karşı girişilen iç savaşta, Pompeius'un bir askeri, karşı tarafta savaşan kardeşini farkına varmadan öldürünce, utanç ve kederinden hemen kendini de öldürüyor. Birkaç yıl sonra aynı halkın başka bir iç savaşında askerin biri de kardeşini bile bile öldürdüğü için komutanlarından ödül istiyor!
Bir eylemi faydalı olduğu için dürüst ve güzel saymak doğru değildir; herkesi o eyleme zorlamak, faydalı diye herkes için onurlu olacağı sonucuna varmak ise hiç doğru değildir. Yani herkese, her şey tıpa tıp uygun değildir.
Anaksimenes, Pythagoras'a şunu yazmış:
"Gözlerimin önünde ölüm ve kölelik dururken yıldızların düzeniyle nasıl uğraşabilirim? (O dönemde İranlılar'a karşı savaşa hazırlanıyorlardı.) Herkesin şöyle düşünmesi gerekli; para hırsı, mevki tutkusu, saygısızlık, geri kafalılık içimizden yıkarken bizi, gidip de dünyanın dönüşüyle mi uğraşacağım?"
'Erdemli olmayı göze al; bu yola gir; lyi yaşamayı sonraya bırakan; yolu üzerinde bir ırmağa Rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer; Irmak hiç durmadan akıp gidecektir.'
Horatius