İçgüdülerimizi sezgilerimizi dinlemek konusunda biraz beceriksiziz. Onlar gibi hislerimize kulak vermek yerine, karar almaya çok kafa yorarız. Ya da hantal kalır, cesaret gösteremeyiz; cesaret ettiğimizde ise yanlış zamanı seçer, yapmak istediklerimizi iş işten geçtikten sonra yaparız. Uğradığımız başarısızlıklardan egomuz yaralı çıkarız; bir aşk hüsrandan sonra artık asla kimseyi sevmeyeceğimize yeminler eder, ilk adımı kimin atacağı konusunda kendimizi eziyet ederiz.
Yalınlıktan ve dinginlikten yoksunuz.