Kendisi yaşayan en büyük lirik şairlerimizden biri bence. Sanatını çok sevmekle beraber özellikle basit ve derin kelimelerin ahengiyle oluşturulmuş dizelerinde uzun uzun duvara bakmaklar hissi yaratır bende. Can teline dokunan o cümleleri, insanı, var oluşun derin kuyularında seyre çıkartır. Keşfi kısa olmayan bu seyirlerden her dönüşünüzde kendinize ait yaralar görürsünüz. Bazen bazı şairlerin şiirlerinde şöyle bir kalırsınız; nefesiniz yavaşlamaya, ciğeriniz yanmaya, olanı ve olmayanı sorgulamaya başlarsınız ya işte tam o türden şiirlerdir onun şiirleri.
Acıyı, aşkı, güzelliği, barışı, yalnızlığı ve daha pek çok konuyu ele aldığı şiirlerinde yalın ve derinlikli bir üslup kullanır. İnsana dair olan hüznü, acıyı, sevinci, özlemi barındıran şiirlerini okurken kendinizi bulmanız epey mümkündür. Seni, beni, bizi anlatır. Bunu da çok sade ve duru bir şekilde yapar.
Kitabın ilk şiiri "Ömrümü Böyle Uzatıyorum" şiiridir.
"Kimseleri kıskanmıyorum artık
kimselere gücenmiyorum
Gerilerde kaldı, çok gerilerde
Hayatın yüreğime verdiği acı..." der ve ekler:
"Yeni bir gülümseme edindim yüzüme"
Ömrünü böyle uzattığını söyler şair. Hayatın ve insanların merhametsiz yüzüyle karşılaşmış olsa gerek ki bu acı onda, kendini, bir gülümsemeyle tekrar inşa etmesini sağlamıştır. Öyle ya, insan değişmeye mecbur kalır bazen. Hayata baktığı pencereyi bu dizelerle anlatırken bu hayat görüşünü, birkaç sayfa sonraki şiiri "Ağaran Bir Suyum"da şu can alıcı dizelerle dile getirir:
"Eskiden her konuda konuşurdum istekle
Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi"
Bu biraz büyümektir, biraz da vazgeçiş...
Aşktan, ölümden ve ayrılıktan çokça bahseder. Belki de en güzel işlediği temalardır bunlar. "Ayrılık herkesin kapısını çalar bir gün" diyerek o kaçınılmaz gerçeği çarpar suratımıza.