Şiirin soyut ruhunu algılıyor ve bu ruhun peşine düşüyordu ama onu bir türlü ele geçiremiyordu. Bu sanki erişemiyeceği bir parlaklık, ılık ve süzülerek ilerleyen bir sis bulutu gibiydi...
Tek bir gönül ilişkisi yaşamadan kendi halinde geçen sakin ve huzurlu yirmi dört yıl, kendi hislerini yoğun bir biçimde algılayacak donanımı ona sağlamıştı ve Ruth, gerçek aşka asla yakınlaşmayan biri olarak bu yakınlaşmayı şimdi hissettiğinin farkında değildi.
Martin'in hiddetli nidasının verdiği şaşkınlığı salt bir ilke ya da eğitim açısından değil, kızlığının bu korunaklı bahçesinde manevi açıdan da yaşamıştı Ruth.