Uzun zamandır buraları aktif kullanamıyor ve kitap okumak için vaktimin olmadığı fikriyle kendimi kandırıp duruyordum. Büyük sınavlar ve badirelerden sonra; ikinci evim otobüslerde -yolculukta-, kafamı derslerden ayırdığım en ufak aralıkta bile zihnimde dur durak bilmeyen düşünceleri dinlemek yerine gözlerim, okuma kitaplarımın her bir kelimelisiyle yorulsun daha iyi. Bu söylediklerim de küçüklüğümdeki Beril'in okuma aşkına sahip çıkmak adına, kitap okumaya verdiğim bir yemindir! Elbet bir gün Matilda olacağım... Tabii bendeniz âciz kul, bu sözüme ne kadar sadık kalırsam... Bu sebeple de okuduğum kitapları kenarda bırakıp bırakıp baştan başlamamak, kendime ait birikimimi burada muhafaza etmek ve kitap okumadığım günler kalmaması adına 1000Kitap sayfamı kendi okuma rehberim olarak sürdüreceğim. Bu satırlarım da burada not edilmiş hâlde bulunsun.
Sonra Beryllium , sözünü tutmazsa rezilliğinin farkında olsun!
(Resim: en sevdiğim ressam Quint Buchholz'ten, 1957.)
Hayat, zaman nehrinden akıp giderken insan geride bıraktıklarına ya hasret kalıyor ya da yaşanmaması adına zamanı geriye alma hayalleri kuruyor.
Kafamdaki fikirler silsilesinde takılmış kalmışım ki düşüncelerimle günün nasıl geçtiğini, neyi ne yapacağımı unutur oluyorum..
Bazen yoruldum diyebilmek ve sırtımdan yükü alıp dinleme payı bırakabileceğim düşünce araları siterdim. İnsan koyduğu hedefe nasıl varacağını nereden bilsin? Düşünüp duruyor, makinenin dişlileri de durmadan dönüyordu. Ama o dişliler arada yağlanmalı sanki..
Yolumun sonu gözükmüyor.