İnsan yalnız olunca neler neler düşünür... gerçekleşmemiş hayallerini, uçup giden yıllarını, ilk aşk maceralarını... O pek geride kalan yılları, erişilemeyen ve erişilmeyecek olan bir isteği hatırlamak, düşünmek de hoş bir şeydi. Niye böyle olur? Bunu da bilemez insan. Ama zaman zaman bunları düşünmekten, o günleri yeniden yaşıyor gibi olmaktan hoşlanır.
Biz kalıyoruz. Senin gölgende, senin dalgalandığın semanın altında göreve devam edeceğiz. Bu uğurda neyimizi sakınacağız? Canımızı mı? Halbuki biz demedik mi 'Git söyle ecel; beklemesinler bizi evde' diye.. Biz ki elçimizi bile ecelden seçmişiz. Bundan sonrası için ne gam? Bundan sonra kim usanası? Kim, canını sakınası?