Şoseyi geçiyorum: öteki kaldırımda, dünyanın en uzak köşesindeki bir deniz feneri gibi, bir tek sokak lambası; çökmüş, yanları yıkılmış bir tahta perdeyi ısıtıyor
Denizler aştım, kentler bıraktım ardımda, nehirlerde kayıklarla dolaştım, ormanlara daldım, hep başka kentlere doğru yöneldim. ..... asla geriye dönemedim, tersine dönmeyen bir plâk gibiydim. Bütün bunlar nereye getirdi beni? Bu dakikaya, bu bankete, ezgiler duyduğum bu aydınlık yuvarlağa...