Okunması gereken kitaplar birikti. Ah ne çok şey var daha öğrenmem bilmem gereken ve ne çok yanlış bilgi, doğrusunu bekleyen...
Bir gün, " sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan"
Tellons Bankası nın bu çok güvenilen memuru hiç dert çekmemiş, sadece başkalarının acılarıyla ilgilenmişti. Başkalarının ikinci el dertleri de ikinci el elbiseler misali kolayca silinip gitmişti, onda yüzünü kırıştıracak kadar derin etki bırakmamışlardı.
Tüm zamanların en iyisi ve en kötüsüydü;bilgelik çağı, budalalık çağı, inanç devri, kuşku devri, ışık mevsimi, karanlık mevsimi, umut baharı, umutsuzluk kışıydı. Her şeyimiz vardı, hiç bir şeyimiz yoktu. Hepimiz cennete gidecek, hepimiz dosdoğru öte yanı boylayacaktık. Uzun lafın kısası, o çağ şimdikine o kadar benziyordu ki, gösteriş yapmayı seven otoriteler iyi ile kötü arasında karşılaştırma yapıldığında bu çağın her yönden en üstün olduğunda ısrar ediyorlardı.
Aşkın en yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulamaz biri yapmasıdır.
Aşkla mantığın farkı da şudur :Aşkın gözünde bir kurbağa pekala prens olabilir. Oysa mantıkçının analizinde, aşığın önce önce o kurbağanın prens olduğunu kanıtlaması gerekir, ki bu girişim nice tutkunun parıltısını köreltmeye yeter.
Mantık aşkı sınırlar.