Okunması gereken kitaplar birikti. Ah ne çok şey var daha öğrenmem bilmem gereken ve ne çok yanlış bilgi, doğrusunu bekleyen...
Bir gün, " sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan"
Çalışan kadınların yalnızca sayısı artmakla kalmamakta, maruz kaldıkları toplumsal değişimlerden kaynaklanan bir dizi yeni sorunla da karşılaşmaktadırlar. Önceden geniş aile sisteminin sağladığı destekten, yardımdan ve birçok işlevden mahrumdurlar. Annelerin ne zaman iş gereği tarlaya veya başka bir yere gitmesi gerekse, geniş ailenin üyeleri, çocuklarının bakımını üstlenip onları göz kulak oluyordu. Toplumsal, psikolojik ve finansal destek sağlanıyor, gündelik hayatın yükünü hafifletmek üzere birçok görev ortaklaşa üstleniyordu. Geniş aile çok çeşitli toplumsal işlevler yerine getiriyordu. Kente göç ve genel olarak toplumsal değişim bu birimi ortadan kaldırmakta, onun yerini çekirdek aile almaktadır. Fakat çekirdek aile aynı rolü oynayamamaktadır ve bir zamanlar var olmuş yapıları ikame edecek, böylece bir zamanlar geniş ailenin, aile üyeleri ve özellikle de anne için yaptıklarını üstlenebilecek başka hiçbir kurum da çıkmamıştır.
Bu yeni durumda erkekler evde her türlü sorumluluktan paçalarını sıyırmaya; toplumdaki ve kamusal alandaki pek çok sorumluluktan, kadınların hem işte hem evde karşılaştıkları sorunları çözebilecek yeni bir toplumsal yaşam örgütlenmesi ihtiyacına ilişkin sorumluluklardan kaçmaya devam ettiler kadınlar, toplumdaki ve iş yerindeki yeni rollerine ek olarak evde kocaya, çocuklara ve bazen de babalar, anneler, erkek kardeşler, kız kardeşler ve kuzenler gibi akrabalara karşı eski rolleriyle çifte yük hatta üç yük birden omuzlamaya devam ediyorlar.
Evlenmemiş çocuklu kadınlara o zamanlar bekâr anneler denirdi, aşağılayıcı bir ifadeydi bu. O yüzden annem genç kızken bir an önce evlenmek istemiş. Sadece çocuk meselesi de değilmiş. Kadınlar kocalarının kendilerine bakmasını istiyormuş. Meslek sahibi olan kadın yok denecek kadar azmış. Annemin de bir mesleği yokmuş, hâlâ yok ama en azından anne ve eş olmuş, tek çıkış yolu buymuş.
Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntülere ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık, eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.
İnsanlar yalnız kaldı
Kadınların zaten kendi içlerinde bir yanlızlığı vardı...
Ülkece şiddetin her türlüsünü alıştırdılar insanları .
Kadınları yok sayan toplumun, yarını da yoktur.
67 günde 73 kadın katledildi.
8 Mart Dünya kadınlar gününü kutlamaya hak etmeyen kokuşmuş bir toplum...
anitsayac.com