Berna

Berna
@Bernshelf
İngilizce Öğretmeni
48 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir sonraki 'an'ı beklemeyin. Bir sonraki 'an' diye bir şey yok. Sonra diye bir şey yok. Akış sürer gider. 'An'ın parçası olun. Her 'anla birlikte yaşayın. Böylece kaldırın anları. Hiçbir 'an' olması gerektiği gibi değildir. Şöyle olsaydı, böyle olmalıydı diye düşünmek anlamsız. 'Anları düzenleyenleyiz. Yaşamları düzenleyemeyiz. Ne kendimizinkini ne de başkalarınınkini.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çok amaçlı yirminci yüzyıl insanında dürtü var, ama derinlik ve yoğunluk yok. Şunu satın almak, bunu başarmak, yeni bir deneyimden geçmek gibi hedeflerimiz var. Hedef ve amaçlarımız yüzünden, hayatı yaşamak yerine tüketiyoruz. Hayatla yekvücut değiliz artık. Hayatlarını belirli, sabit amaçlara indirgeyenler, hayatla yekvücut olmadan onun yüzeyine tutunma çabasındadırlar.
Ölümü yadsımak, yaşamı yadsımanın en güçlü göstergesi. Ölümlü olduğumuzu, öleceğimizi hemen hiç düşünmeyerek kendimizi zihinsel bir deli gömleği içine sokuyoruz. Yaşadığımız, kokladığımız, gördüğümüz, dokunduğumuz her anın bir daha gelmeyeceğini hissettiğimiz anlar o kadar az ki. Yaşamı böylesine özel, böylesine benzersiz kılan şey, her şeyin yalnızca bir kez olması. Bunu algılamak, ölümün bilincine varmakla mümkün olabilir ancak. Ölümün bilincinde olmayan insan, yaşadığının bilincinde de değildir. Her anımız ölüm unutkanlığı içinde geçiyor.
Ne var ki, yaşamı bu kadar az düşünen, yaşamı düşünmek gerektiği konusunda herhangi bir bilinçli çaba harcamadan yaşayıp giden bizler, başkalarının yaşamını etkileyen konularda taraf seçmekte son derece aceleci davranırız. Yaşamın tarafım seçmeden, yaşantımız ve tarih boyunca bir tarafa karşı başka bir tarafı seçip dururuz. Seçtiğimiz tarafın anlamını ya da yaşam biçimini başkalarına zorla kabul ettirmek için uğraşıp dururuz. Örnekler göstererek, gerekirse güç kullanarak tarafımızı kabul ettirmek için durmaksızın didiniriz. Hayatımızı canımızın istediği gibi yaşamakla yetinmeyiz. Bununla yetinmek isteyen bir avuç insanı da rahat bırakmayız. Onların ayağına gideriz, onları aziz mertebesine yükseltiriz, onlar gibi olmaya çalışırız, onları taklit etmeye çalışarak gönüllü olarak bir yapıyı benimser ya da pek istemeyerek de olsa kabul ettiririz kendimize. Ondan sonra da, bizi taklit edecek taraftarlar bulmaya gelir sıra.
Daha çocukluktan başlayarak, bireyin gelişimi kesintisiz bir seçme zorunluluğuna bağlanır. Bireyden seçim yapması istenir; seçmek suretiyle de birey tutsak olur ve özgürlüğünü yitirir.