Evlerin duvarlarıyla, dağlarla, başka sayısız şeylerle engellense de bir güneş ışığı vardır. Kendine özgü sayısız bedenlere bölünse de bir ortak öz vardır. Sayısız doğaya ve kendine has karakterlere bölünse de bir ruh vardır.
Sokrates şöyle diyordu: " Ne istiyorsunuz? Düşünebilen varlıkların ruhuna sahip olmak mı yoksa düşünemeyenlerin mi?" Düşünebilen varlıkların ruhuna. "Peki hangi düşünebilen varlıkların ruhuna, sağlıklı olanların mi yoksa kötücül olanların mı? " Sağlıklı olanların. "Öyleyse niye aramıyorsunuz onu?" Çünkü ona sahibiz. " Öyleyse neden tartışıp çekişiyorsunuz?"
Fikirler kendileriyle uyumlu olan düşünceler yok edilmeden nasıl ölebilir? Fakat onları canlandırmak , yeniden harlamak senin elindedir. Herhangi bir düşünceyi şekillendirmeye muktedirim. Öyleyse kaygılanacak ne var? Zihnim haricindeki hiçbir şeyin benim için bir manası yok. Bunu kavrayınca yere sağlam basarsın.
Ne zaman içtenlikle mutlu olmak istersen, birlikte yaşadığın, tanıdığın insanların özeliiklerini düşün; örneğin birinin enerjisini, diğerinin alçakgönüllülüğünü, bir başkasının cömertliğini, bir diğerininse başka bir özelliğini düşün. Çünkü hiçbir şey birlikte yaşadığımız insanların görünüşe yansıyan erdemlerinin imgeleri kadar mutluluk veremez, hele hepsi bir arada toplanmışsa. Bunu hep aklında tut.