Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey, metnin beni dışarıdan gözlemleyen bir felsefe metni olmaktan ziyade doğrudan içime konuşmasıydı. Bazı satırlarında itiraz ettim, bazı satırlarında sustum çünkü haklıydı Nietzsche, okuru teselli etmiyor, insanın kendi kaçışlarını yüzüne vuruyor.
Acıdan arınmış, pürüzsüz bir yaşam hayali kurarken aslında kendimizi törpülüyoruz. Nietzsche'nin rahatsız edici dürüstlüğü tam da burada devreye giriyor, insanı kendine rağmen büyümeye çağırıyor.
Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey umut değil, hakikatin ta kendisidir.
Bu zamana kadar beklediğim için okumaya pişmanlık duymadım değil. Sarsıcı sorular arayanların kitabı olacağından hiç şüphem yok. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli bol düşünmeli okumalar olsun