Zilan’la konuştuktan sonra gözüme her şey saçma sapan görünmeye başladı. Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.
Gözlerinde karanlık bir nefret okunuyordu, bana bile öyle bakıyordu. İnsan umudunun bir kısmını kaybederse üzgün görünür ama tamamen umutsuz kalınca, böyle olur.
Asıl kutsal kitabımız kayıptır. Babadan oğula, anadan kıza ezberletilir. Bu yüzden kelamını yani sözün çocukları derler bize. Gülümsedi. Yani ehl-i kelamız biz dedi, sonra ekledi, gazeteci beyoğlum yaz ki herkes gerçeği öğrensin. Bizim Muhammed’in torunu Hüseyin Bin Ali’yi katleden halife Yezitle hiçbir ilgimiz yoktur. Tanrımız Ezd’dir.