Hayatı; edilgin pozisyonda, bir kayıt cihazı gibi izliyordum. Olaylar ve yaşantılar gözümün önünde olup bitiyor, mevsimler gibi gelip geçiyordu. Ben sadece izliyor, ömür tüketiyordum.
Yaşlandıkça yalnızlaştığımı ve yalnızlaştıkça da, tuhaf biçimde ünlendiğimi görmek beni ürpertti. Her akşam uykudan önce yatakta iki büklüm kıvrılıp yorganı üzerime çekince, yalnızlık ile rüyalar, hayatın güzelliği ile acımasızlığı arasında gezinen tatlı ve korkutucu bir duygu beni sarar ve çocukluğumda dinlediğim, okuduğum masalların, korkutucu hikayelerin ürpertisini hissederim.