Şiir dilini mektup formuna dönüştürme biçimi gerçekten dikkat çekici. Bu metinlerde hissedilen şey bana biraz kavuşulamamış bir duygunun, belki de hiçbir zaman ulaşmayacak bir yere yazılmış olmanın inceliğini taşıyor. Almenya bir kişiden çok bir mesafe gibi duruyor; yazılan her satır da o mesafeyi aşma çabası gibi. Bu haliyle okurken bana Milena’ya Mektuplar’ı da hatırlattı; aynı içe dönük, karşılıksız kalma ihtimalini içinde taşıyan bir ses var. Bu yüzden metinler yalnızca birine değil, aynı zamanda insanın kendi içine doğru da ilerliyor. Bu yaklaşımı ve kurduğu o sakin ama derin edebi duruşu sevdim.