İnsan öldürmediği şeyi uyutmalıydı. Aklındaki düşünceleri, kalbindeki yaraları ve omuzlarındaki yükü uyutmalıydı. Hepsini bir çırpıda öldürüp onlardan kurtulamıyorsa onları uyutmalıydı. Kapatmalıydı zihnini, gem vurmalıydı kalbine ve silkmeliydi omuzlarını.
Anlamsız düşünceler, zihnimde birikiyordu. Yaşadıklarımın hesimetine uğramıştım, yaşayamadıklarım ise içimde ukdeydi. Ben hayatı yaşamıyordum, hayatım beni yaşıyordu. Beni yönlendiriyor, biçimlendiriyor ve bana şekil veriyordu. Ben sadece hayatın beni nasıl hoyratça yaşadığını izliyordum. Beni parçalara bölüyor, kimsesizlikle çarpıyor ve acıyla yoğurduktan sonra ortaya bir ölüm çıkarıyordu.