Yalnızlık bu kadar sömürüleceğini bilseydi, gider birilerinin arkasına saklanırdı yahu... Tamam emmi yalnızsın, en yalnız sensin, senden yalnızı yok, yalnızlığın kitabını da yazdın, biz de bir halt ettik okuduk, hep bu popüler kültürün ve de yalnızlık mastürbasyonunun etkisi yüzünden oldu bunlar, affet, sayende yalnızlığıyla kalabalıkların ilgisini çekmeye çalışır güruha tonla malzeme çıktı, birka'ya onlarca alıntı döşendik, yedi düvele yalnızlığımızı duyurduk, sağır sultanın dahi kulağı çınladı da o da senin kulaklarını çınlattı, umarım işitmişsindir, senin de yalnızlığına bir nebze ses olsun bak, sen de seviyorsun arada, nereden gelirse gelsin bir "hişt hişt" duymayı, itiraf et. "Her şey yaşla birlikte azalırken konuşma coşkusu azalmıyor, aksine güçleniyor." alıntısı geliyor aklıma (Bkz.
Aşk Aptallığı
Aşk Aptallığı), sen anlattıkça. Bu kısmı okuduğumda, kitabın yanına o anki hislerimi not edivermiştim ben de: Yaşlanınca bütün güç çenende toplanıyor, sonra da çeneni bağlayıp gömüyorlar zaten... Sohbet ediyor olsak kafamı sikerdin kesin, gözlerimi devirip ne zaman mesanen baskı yapacak da çişe kalkacaksın veya ne zaman takma dişlerin falan rahatsız edecek de su içmeye neyin kaçacaksın, ben de iki dk kendimi toparlayabileceğim diye fırsat kollardım emin ol. Eskiden yaşlılarla iyi geçindiğimi düşünürdüm. Onlarla oturmaktan, sohbetlerini dinlemekten zevk alırdım. Yine vardır sohbeti güzel yaşlılar, kesin, ama sanırım artık bana denk gelmemeye başladı ve ben de yaşlılardan umudu kestim. Artık mümkün mertebe yaşlı bulunan ortamlara girmemeye, bir arada olmamaya gayret ediyorum. Sanırım ben de yaşlanıyorum ve deli deliyi görünce çomağını saklıyor... Gerçi gençlerle de pek anlaşamıyorum, onlar da bir başka havada. Benim nesil, arada kalmış gibi bir durumda bu devirde,