Son saniyede yetiştiğim Bulgakov etkinliği sayesinde hem Bulgakov'la hem de onun bu başyapıtıyla planladığımdan daha erken buluşma, tanışma fırsatı yakalamış oldum. Bu vesileyle etkinliğe katkısı olan herkese bir kez daha teşekkür ederim.
Eserle ilgili sitede çok nitelikli incelemeler yer aldığı için tekrara düşmekten özenle kaçınmaya çalışacağım... Eğer bu kitabın havuzuna bir kova su da ben taşıyabilirsem ne mutlu bana...
573 sayfalık oldukça hacimli bu eser, Bulgakov'un yazmak için 12 yılını, benimse okumak için bir haftamı aldı. Kitabı Can Yayınları'ndan okuyanlar, kapağı açar açmaz 43 sayfalık 'önsöz' mahiyetinde yazılmış bir sunumla karşılaşıyor. Bu sunumda yazarın yakın dostu Sergey Yermolinski'nin kaleminden yazarın hayat hikayesine şöyle bir girip çıkıyoruz. Özellikle benim gibi yeni tanışacaklar için yazara ve kitaba hazırlık noktasında çok başarılı buldum bu eklemeyi. Ben kitaba başlamadan önce okudum ama kitabı bitirdikten sonra bir kez daha okunabilir bu metin... Kitaba dair ufak tefek detaylar yer alsa da 'spoiler' adını verdiğimiz türden bir durum söz konusu değil. Bazen elime öyle kitaplar alıyorum ki, ön söz diye yazılan metinler kitabı kitaptan daha çok anlatıyor. Yahu madem bu kadar deşmek istiyorsun kitabı, bari girişe değil de kitabın sonuna koy da biz de faydalanalım! Neyse işte, incelemenin girişinde kitabın girişinden bahis açmış olduk:) Şimdi yavaş yavaş detaylara geçelim...
'Kitaptan çok etkilendin mi' diye sorarsanız, açıkçası hayatımın kitabı olmadığını bir çırpıda söyleyebilirim. Boyumdan büyük bir laf edeceğim ama, bana göre bir Rus klasiği değil... Sadece, Rus bir yazar tarafından kaleme alınmış, çeşitli toplumsal konuları hicivle yermiş, fantastik öğelerin ön planda olduğu akıcı, kolay okunan bir roman olarak özetleyebilirim