Btl

İşte bu Josef, eminim Birgül duyduğun korkunun gerçek kaynağı İşte bu. Duyduğun o baskının nedeninin ise göğsünde patlamak üzere olan yaşanmamış bir yaşam olduğunu Biliyorsun. Kalbinse her atışıyla seni sona yaklaştırıyor. Zaman sonsuza dek doymayacak kadar aç gözlüdür.Durmadan yer, yutar; ama geri verdiği hiçbir şey yoktur. Sana yazılmış bir yaşamı yaşadığını söylemen Ne korkunç! Bütün tehlikesine rağmen Bir kez bile özgürlüğü tadamadan ölümle yüz yüze gelmek ne acı!
Sayfa 304·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hala sorumdan kaçıyorsunuz Josef. Kendi yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı? Yoksa yaşam mı sizi yaşadı? Siz mi seçtiniz? Yoksa o mu sizi seçti? Sevdiniz mi? Yoksa pişman mı oldunuz? Yaşamınızı tamamlayıp tamamlayamadığınızı sorarken Anlatmak istediğim buydu. Babanızı ailenin başına gelen bir felaket yüzünden çaresiz bir halde dua ederken gördüğünüz rüyayı hatırlayın nokta siz de onun gibi değil misiniz? Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?
Sayfa 304·Kitabı okudu
Joseph, ben, insanın gerçeği Nasıl dayanacağını ya da nasıl yüz yüze geleceğini öğretmiyorum işte size vereceğim ders doğru zamanda öl! Yaşarken yaşayın! Insan, yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir! İnsan doğru zamanda yaşamazsa , asla doğru zamanda ölemez.
Sayfa 303·Kitabı okudu
Sevgi fiziksel bir varlık olarak, sevilen kişiden çok daha öteye gidiyordu. En derin anlamı tinsel varlıkta, iç benlik de bulunuyordu. Hiçbir şey benim sevgimin gücüne düşüncelerime ve sevdiğimin imgesine dokunamazdı. "Beni kalbinde bir mühür gibi taşı, Sevgi ölüm kadar güçlüdür."
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Umursamazlık (apati), duyguların körleşmesi ve kişinin artık hiçbir şey umurunda değilmiş gibi hissetmesi tutsağın psikolojik tepkilerinin ikinci evresinde ortaya çıkan bir belirtiydi ve onu günlük ve saatlik dayaklara karşı duyarsızlaştırıyordu. Bu duyarsızlık sayesinde tutsak kendini çok faydalı bir muhafaza kabuğu örebiliyordu.
Sayfa 36·Kitabı okuyor