Diğdem Abşin

Diğdem Abşin
@Betty_Blue
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 19:35
Soğuktan Gelen Casus, John Le Carre’ı üne kavuşturan romanı olmuş. Bu kitaptan sonraki denemelerinin herkesin gözü önünde olduğunu belirtiyor yazar önsözde. Hikayenin çıkış noktası Berlin Duvarı’nın inşaası. Özel hayatındaki yalnızlığı, kafa karışıklığı ve meslek seçimi konusunda kendini sorgulaması duvarla birleşince tetiklenmiş ve bu kitap ortaya çıkmış. Ona göre duvar casusluk sektörünü öncekinden daha gizli, daha tehlikeli, daha sorgulanır hale getirecekti. Batı ve Doğu’da kalıp gizlenecek ajanlar gizli hayatlarının yönetiminde yüksek engellerle karşılaşacaklardı. Roman Smiley serisinin üçüncü kitabı olsa da Smiley’yi bu kitapta birebir okumuyoruz. Romanın kahramanı ellili yaşlarında İngiliz gizli ajanı Alec Leamas, Doğu Almanyadaki ekibi Stasi tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra yenik ve mutsuz olarak Londra’ya dönüyor. Onu ve gizli servisi yenilgiye uğratan da Ölüme Çağrı’da Smiley’nin elinden kurtulan ve Doğu Almanya’da hızla yükselen Mundt. Leamans’ın yöneticisi ona Mundt’u yok etme fikriyle geliyor. Smiley ve birkaç gizli servis çalışanının kurguladığı senaryo ile Stasi’nin kendisine yaklaşmasını bekliyor Leamas. Fakat bu yolda onu bekleyen sürprizler ve senaryodaki sapmalar gerilim dolu bir göreve dönüşüyor. Son sayfasına kadar sürprizlerle dolu bir roman. Leemas karakterinin yaşadıkları Le Carre’ın o dönemde yaşadığı kafa karışıklığı ve sorgulamalarla örtüşüyor. Hangi taraftan olursa olsun Gizli Servislerin ve statükonun bireyi umursamayan etik dışı tavrı üzerinden sağlam bir eleştiri var romanın sonunda, bu yönüyle Filler ve Çimen hikayesini bir kere daha hatırlatıyor. Le Carre bu kitabı masumiyet döneminin son kitabı olarak adlandırmış ve hikayeyi de masumiyetin sonu anlamına gelecek şekilde bitiriyor. Beni mutsuz eden bir son olsa da masumiyetin
Soğuktan Gelen CasusJohn Le Carré · Kırmızı Kedi · 2014298 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sizin parti hep savaş halinde, değil mi? Bireyi kitleye kurban vermek. Öyle diyorlar. Sosyalist gerçek: Gece gündüz savaşmak- amansız mücadele- dedikleri bu, öyle değil mi?… Komünistlerin insan hayatının kutsallığından söz ettiğini hiç duymamıştım.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Bazı şeylere ihtiyacın olduğu için inanırsın; yoksa inandığın şeyin kendi başına bir değeri, bir işlevi yoktur.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Bazı şeylere ihtiyacın olduğu için inanırsın; yoksa inandığın şeyin kendi başına bir değeri, bir işlevi yoktur.
Sayfa 174·Kitabı okudu
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 13:04
Ölüme Çağrı’nın sonunda bıraktığımız, çalışmayan, emeklilikle başa çıkmaya çalışan George Smiley karşılıyor bizi Cinayetin Parıltısı’nda. Smiley’nin II. Dünya Savaşı sırasında birlikte çalıştığı Miss Brimley sınırlı sayıdaki Protestan cemaati için düzenli olarak yayınlanan ve aslında zarar eden bir dergiyi yönetmektedir. Yaptığı işe anlam vermeye çalışmayı uzun süre önce bırakan Brim, derginin sadık abonelerinden biri olan Stella Rode’dan kocasının onu öldüreceğini düşündüğüne dair bir mektup alır. Stanley Rode, Carne adı verilen ve ağırlıklı olarak soyluların devam ettiği bir yatılı okulda öğretmenlik yapmaktadır. Brim, polise götüremeyeceği mektubu Smiley’e gösterir. Fakat bu arada Stella Rode öldürülür. Dergi adına Carne’a gittiğini iddia eden Smiley bölgedeki polis komiseri Rigby ile cinayeti araştırmaya başlar. ‘Şeytani zekası’ ve aşırı sıradanlığı ile fark ettirmeden önemli soruların cevaplarını bulur. Bu arada okuldaki soylu sınıfların yarattığı kör ve sahte dindar düzene, yöneticilerin böl ve yönet politikasına şahit olur. Ayrıca okulun bulunduğu bölgede sebep olduğu sosyal sınıflar arasındaki uçurum ve mezhep üstünlüğü birçok kurumun işlerliğini engellemektedir. Hikaye bu çerçevede ilerlerken şaşırtıcı ve kısmen muğlak bir sona ulaşıyor. Roman ortalarına kadar yavaş bir tempo ile ilerlerken sonrasında hızlanıyor. Fakat Le Carre beni hikayenin sonu konusunda ikna edemedi; hikaye sonunda öyle bir yere evrildi ki hem soru işaretleri bıraktı hem de roman boyunca irdelenen bir çok konudan bağımsız bir sona ulaştı. Yüz sayfa boyunca Carne’ın sınıflararası uçurumuna ve anglikanların şovenizmine değindikten sonra hikayenin getirildiği son yetersizdi bana göre. Le Carre sonsözde çıkış noktasının kendi yatılı okul travmaları olduğunu belirtmiş ve İngiltere’deki eğitim
Cinayetin ParıltısıJohn Le Carré · Kırmızı Kedi Yayınları · 201768 okunma