Betül

Puan vermedi·164 syf.··
2020 73. kitabı
Namık Kemal, İntibah’ı sürgünde bulunduğu Kıbrıs’taki Magosa Kalesi’nde kaleme almış. Toplumcu bir anlayışına sahip olan Namık Kemal herkes okusun ve anlasın diye de dilde sadeleşmeyi savunmuş. İntibah, Türk Edebiyatı tarihinde ilk edebi romandır. Romanın başında yer alan oldukça uzun Çamlıca tasviri bazen bitmeyecek mi dedirtse de betimlemelerin güzelliğinden kendinizi alamıyorsunuz. Eserin bölüm başlarında farklı beyitler yer almakta. "İntibah" ismi Maarif Vekaleti tarafından verilmiş, kelime anlamı ise "uyanış" demek, asıl ismi "son pişmanlık" ki kitabın gidişatına daha çok uygun bir isimmiş bana göre... Konusu ise: Ali bey, babası tarafından eğitimine son derece itina gösterilerek yetiştirilmiş bir geçtir. Babasını kaybedince annesi Fatma hanım ile yalnız kalmış evden işe, işten eve giden, hayatı tanımamış, aklına zerrece kötülük gelmeyen bir karaktere sahiptir. Bir gün Çamlıca tepesinde gezerken Mahpeyker isimli hafifmeşrep bir kadına tutulur ve bu tutulma onda öyle bir etki yaratır ki Mahpeyker hakkındaki bütün gerçekleri öğrendiği halde bir türlü yakasını kurtaramaz. Mahpeyker'in gayri meşru ilişkisini öğrenip de annesinin kendisi için bulduğu Dilaşup isimli cariye ile evlense de Mehpeyker, Ali Bey’in peşini bırakmaz ve türlü desise ve hilelerle genç çifti ayırır. Ali Bey, gece aleminin batağına düşerek bütün variyetini kaybeder, ancak Mahpeyker Ali Bey’den öyle nefret eder ki onu öldürmeyi bile göze alır. Olaylar iyice karışır ve sonunda Mahpeyker ölür, Ali Bey hapse girer. Namık kemal doğa tasvirleriyle başladığı romanı, bir atasözüyle bitirir: “son pişmanlık fayda vermez!” Romanda Osmanlı toplumunun sosyal yapısı, cariyelik sistemi de işlenir. Türk klasiklerinin hemen hepsinde bahsi geçen ve Cariye olarak satılan gencecik kızlar hep boyun eğmiş, hep
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2020 76. kitabı
Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölüm birbirinden tamamen farklı iki hikaye gibi görünse de üçüncü bölümde aralarındaki ilişki ortaya çıkıyor son bölüm de ise bütün hikayede gizemli taraflar birbir ortaya çıkıyor. Bordo Siyah yine hikayelere girmeden önce bize Ahmet Mithat Efendi'nin kişiliğini, sanatını, hayatını, iç dünyasını detaylı bir şekilde anlatıyor ve sonra kitaba başlayabiliyorsunuz. Bu yüzden kitabı okumak daha bir anlam kazanıyor. Birinci bölüm (İstanbul'da Don Kişot): Ahmed Mithat, kitaba Don Kişot'u anlatarak ve ondan alıntılar yaparak ve ana karakterlerden birini (Dâniş Çelebiyi) Don Kişot'a benzeterek başlıyor. Hatta Don Kişot 'u Aristokrat kesimin dışında kimsenin bilmeyeceğini (çünkü anlayacak kimse olmadığı için çeviri yapmaya gerek görülmemiş) belirtmeyi de ihmal etmiyor. Bu kitaptan sonra Don Kişot' u bir kez daha okumaya karar verdim. Birinci bölümde: Annesinden dolayı hayatı hurafeler üzerini kurulmuş, eli sıkı bir mirasyedi olan Dâniş Çelebinin hayatı ve Peri ismiyle hikayeye girip Sümbül adıyla devam eden bir çengi ile yaptığı kısa süren evliliği anlatılıyor. İkinci bölümde: Mısır'dan İstanbul'a kaçıp gelen Canberd Bey ve kızı ile olan sıradışı hikayesi konu ediliyor. Üçüncü bölümde: Bu iki babanın evlatlarının arasındaki aşk ve Danişmend'in oğlu Cemal'in mirasyediliği anlatılıyor. Dördüncü bölüm: Bütün düğümlerin çözülerek olayların bir sonuca bağlanması ile sona eriyor. Mithat Efendi bu kitapta, o dönemde "âlem" adı verilen içkili ve dansözlü eğlencelerden birinin gecesini ve sabahını betimler ki sanki o gecelerin müdavimiymiş hissi uyanıyor sizde. Ayrıca Don Kişot'u anlattığı bölümlerde sizi ortaçağ Avrupası hakkında da epey bilgi sahibi yapıyor. Eklemek gerekir ki Don Kişot ve Nasrettin Hoca'yı birbiriyle kıyaslıyor. Ne
ÇengiAhmet Mithat Efendi · Bordo Siyah Yayınları · 2018669 okunma
Faust I ve II
10/10
·539 syf.··
Beğendi
·
2020 61. kitabı
Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum ama bir deneyelim bakalım... Yıllardır kütüphanemde bulunan bu güzel eseri neden şimdiye kadar okumamışım diye epey hayıflandım. Eh; hemen demek ki kısmet bugüneymiş diyerek kendimi rahatlattım tabii... Belki de anlamını şimdi tam olarak idrak edebilecekmişim, kimbilir? Daha önce de belirtmiştim bu eseri okumaya Bulgakov'un Usta ve Margarita kitabını okuduktan sonra karar vermiştim. Merak edenler varsa hemen başlasın ayrıca yayınevi hakkında da iki kelam edeyim. Bordo Siyah yayınlarının çevirisini bayıldım. Kesinlikle tavsiyedir. Dönemin aydınları gibi Goethe'de çok yönlü bir aydın edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğabilimci. Kendi dönem aydınlarından yola çıkarak yazdığı Faust o kadar geniş bir anlatım yelpazesine sahip ki hayretler içerisinde kalıyorsunuz. Antik Yunandan, Ortaçağa, Rönesanstan, Skolastik döneme uğruyorsunuz okurken. Anlatım çok zengin ve yazımı da bir o kadar uzun sürmüş. İkinci kitap bir hayli beklemiş yazılmak için. Kitapta anlatılan bir anektota göre bir tiyatro sahibi Goethe'ye giderek eseri sahnelemek ister ve telif hakkını satın almayı teklif eder. Goethe'nin cevabı inanılmazdır. "o artık benim değil halkın malıdır, ne istiyorsanız yapınız." Boşuna büyük olunmuyor demek ki. Bu arada belirtmek gerekir ki Faust tarihi bir kişiliktir. İlahiyat ve tıp okumuş daha sonra sihir ve büyü zanaatına kendini vermiş ve Yahudi kabalasına ilgi duymuştur. 1566 yılına kadar tutulan Zimmer kroniklerinde 1540 yılında Faustus olarak bahsedilir. Kısaca konuya değinecek olursak; Esere giriş yapmadan önce okuyucu iyice kitabı okumaya hazırlanıyor. Bu da okuduğunuzdan daha da verim almanızı sağlıyor. İlk Kitap 27 bölümden oluşuyor. Tanrı ile Mefisto'nun konuşması akıllara hemen Adem As. Kıssasını getiriyor. Goethe bu
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Bordo Siyah · 200616,9bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
Beğendi
·
2020 74. kitabı
Oğuz Atay ile tanıştığım kitap diye söze başlayalım. Oğuz Atay okumaya doğru tercih ile başladığımı düşünüyorum. Tutunamayanlar korksun artık benden. İçinde birbirinden güzel sekiz öykü yer alıyor. Biraz "Yeraltından Notlar" tadı aldım. Biraz da "Çavdar Tarlasında Çocuklar..." Anlatımını, kelimelere hakimiyetini, derinliğini, karakterlerin paranoyaklığını, gamsızlığını, tembelliğin, suskunluğunu, pesimistliğini bile çok sevdim. Kolay okunan bir kitap değil, belki birazcık zor ilerliyor ancak dolu dolu ilerliyor. Hayatıma hoşgeldin Oğuz Atay ben buradayım... Diğer eserlerini de okumak için sabırsızlanıyorum. Hikayelere gelince... Beyaz Mantolu Adam: Sıradışı bir öykü... Karakter sessiz bir dilencidir. Bir gün beyaz bir manto alır kendine... Unutulan: Tavan arasında unutulan ama hatıraları asla unutulmayan sevgili... "Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim? " Korkuyu Beklerken: İşte Yeraltından Notlar tadı aldığım öykü. Yalnızlığı, paranoyayı, pesimistliği, korkuyu çok başarılı aktarmış okuyucuya. Bir gün yolunu şaşıran yabancı dilde bir mektup gelir... "UBOR-METENGA." Bir Mektup: Bir çalışanın üst'üne yazdığı gönderilmeyen bir mektup iyi ki göndermemiş... :) Ne Evet Ne Hayır: Bir mahkumun gazetede Gönül potasına gönderdiği bir mektup... Aşık olduğu kız "Ne evet ne hayır" demiştir. Ah bu aşk... Tahta At: Truva atının nasıl yapılması gerektiği üzerine karakter baya kafa yormuş... Babama Mektup: Bu ülke çocuklarının çoğunun babasına yazacağı bir kaç kelamı mutlaka vardır. Neden iletişim noktasında bu kadar zayıfız ki biz? Demir Yolu hikayecileri: Gerçek olsa ne kadar güzel olur diye düşünmeden edemedim. Bir Garda yaşayan ve yolculara yazdıkları hikayeleri satmaya çalışan üç hikayecinin yaşadıkları... Bütün hikayeler ayrı ayrı güzeldi. En çok hangisi diye sorulsa
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
İtibar önemli!
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2020 72. kitabı
Emile Zola tarafından dönemin Fransa Cumhurbaşkanına hitaben yazılan ve bir gazetede yayınlanan açık mektuptur. Söz konusu olay tarihe "Dreyfus olayı" olarak geçmiştir. Hatta bu açık mektup 2019 yılında ünlü yönetmen Roman Polanski tarafından beyaz perdeye aktarılmış ve uluslararası Venedik film festivalinde jüri özel ödülünü almıştır. Fransız subaylarından birinin Almanlara casusluk yaptığı öğrenilmiş ancak kimliği deşifre edilememiştir. Yapılan üstünkörü bir soruşturma neticesinde Dreyfus isimli yahudi asıllı bir subay suçlu bulunmuştur. Daha sonra yapılan tahkikat neticesinde casusu başka bir ordu mensubu olduğu belirlenmiş, ancak Fransız ordusunun beceriksizliği, yanlış kararı ortaya çıkmasın, ordunun itibarı zedelenmesin diye olayın üzeri kapatılmıştır. Bunun üzerine Zola bir açık mektup yazarak mahkemeyi göreve çağırmış ancak soruşturma yiyen ve üzerine bir de ceza alan kendisi olmuştur. Cesurca yazılmış, gerçeklerin ortaya çıkmasını isteyen aydın bir insanın yapması gerekeni yapmış olan Zola'nın bu eseri kısa ama dolu dolu... Severek okuduğum bir eser oldu. Kitapla kalın efenim :)
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20216bin okunma